Bir süre önceydi. Bir tanıdığımla, gurbetçi bir vatandaş inşaat sözleşmesi yaptılar, ben de bu olaya yakın şahit olanlardan biriyim.
Genelde bu tür sözleşmeler havada kalır, inşaat tamamlanmaz vs., ya sözleşmeler fesh olur ve araya adliyeler girer, ama bu öyle olmadı. İnşaat yapıldı, teslim edildi, arada sadece ödemelerden bir sorun kaldı.
İnşaatı yapan taraf; “ben sözümde durdum, inşaatı zamanında teslim ettim, ama hala alacağımı alamadım” dedikçe, inşaat sahibi; “ben parayı tastamam ödedim kimseye borcum yok” dedi. Sonunda beni aralarında hakem seçmişler, olay bana geldi.
Taraftarlar karşımda. Ben dinlemek istiyorum ama ne mümkün, ya ikisi de birden konuşuyor, ya da ikisi de birden susuyorlar. Baktım anlamak mümkün değil, ikna ettim ve teker teker dinliyorum. Tanıdığım olayı anlattı, notlarımı aldım ve onu gönderdim. İnşaatın sahibi gurbetçi, bezden daha yaşlı, ak sakallı bir bey. Sırası gelince elinde bir belgeyle geldi.
“Hasan bey şuna bir bak” dedi. Baktım Almanya’daki bankalardan biriyle Türkiye’deki bir kişinin hesabına yapılan bir havale belgesi idi. Ne olduğunu sordu izah ettim. “Hah tamam işte bak sende şahitsin ben parayı gönderdim, işte de ispatı” dedi. Belgeye baktım, doğru bir havale yapılmış ama alacaklıya değil. “Ben neye şahidim Hacı?” dedim, “parayı gönderdiğime” dedi. Bundan sonraki konuşmalarımız aynen şöyle:
- Hacı sen parayı gönderirken ben seninle miydim?
- Yooo
- Eee, nasıl şahit oluyorum?
- Bak işte ben parayı göndermiş miyim?
- Evet Hacı göndermişin
- O zaman sen de Allah için şahit olacaksın.
- Hacı ben neye şahit olacağım?
- Parayı gönderdiğime.
- Hacı sen parayı kime gönderdin?
- Damadıma
- Hacı sen kime borçlusun?
- İnşaatı yapana
- Ben nasıl şahit oluyorum böyle Hacı?
- Sen Almanca biliyorsun, Allah için okudun ve gördün ben parayı gönderdim.
- İyi de Hacı sen parayı inşaatı yapana göndermemişin ki, damadına göndermişin.
- Evet, inşaatı yapana versin diye gönderdim,
- İnşaatı yapan ben paramı almadım diyor Hacı
- Amma sen okudun gördün, Allah için de şahit ol, ben parayı gönderdim, o inkar ediyor.
Tekrar izah ettim.
Bak Hacım, sen bir para göndermişin, gönderdiğin paranın miktarının bile borcunu ödeyip ödemediğini bilmiyorum. Gönderdiğin adam alacaklı değil, sen parayı damadına göndermişin. Ben senin damadının parayı verip, vermediğini bilemem. Elindeki Almanca belge sadece senin şu meblağı damadının hesabına havale ile gönderdiğinin belgesi, yoksa senin borcunu ödediğinin belgesi değil.
Hacı bana kızdı:
- İşte bak gördün mü Allah için şahit olmaktan kaçıyorsun, arkadaşın diye onu kolluyorsun, böyle Müslümanlık olmaz, gözünle görüyor, okuyor ve tercüme ediyorsun, ama Allah için şahitlikten kaçıyorsun. Vay sizin gibi okumuşlara vay….
Aklımda kalanı hiç ilave etmemeye gayret ederek naklettim.
Takdir, önce ALLAH (C.C.) sonra da okuyucunundur.
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere…
Hasan KORKUT










Yorum Yazın