Aksaray Üniversitesinde bugün hâkim olan huzur atmosferi bu açıdan değerlidir. Üniversitenin geleceği bakımından asıl mesele, mevcut huzuru geçici bir dönem olarak görmek yerine kalıcı bir kurum kültürüne dönüştürebilmektir. Bunun yolu adaletten, liyakatten, karşılıklı saygıdan, şeffaflıktan ve insanı merkeze alan bir yönetim anlayışından geçmektedir. Çünkü huzur emirle oluşturulabilecek bir durum değildir. İnsanlar kendilerini güvende hissettiklerinde, emeklerinin karşılığını gördüklerinde ve düşüncelerinin önemsendiğine inandıklarında kendiliğinden gelişir.
Bir üniversitenin gerçek zenginliği binalarından önce insanlarıdır. Laboratuvarlar, derslikler, kütüphaneler ve teknolojik altyapı bilimsel üretimin maddi zeminini oluştururken; güven, adalet, sevgi ve huzur o üretimin manevi iklimini meydana getirir. En gelişmiş fiziksel altyapı bile huzurun bulunmadığı bir ortamda insanın yaratıcı potansiyelini bütünüyle ortaya çıkaramaz. Buna karşılık insanların birbirlerine güvendiği bir üniversitede akademik üretkenlik, kurumsal aidiyet ve birlikte çalışma kültürü güçlenir.
Belki de huzurun büyüklüğü onun küçücük şeylerde saklanabilmesindedir. Huzur uğur böceğinin kanatlarında, kelebeğin ritmik dansı içindedir. Kampüste yürüyen bir öğrencinin tebessümünde, yıllardır aynı kurumda çalışan iki insanın içten selamında, bir öğrencinin başarısıyla gururlanan hocasında, farklı düşüncelere sahip akademisyenlerin aynı masa etrafında konuşabilmesinde de huzur vardır. Büyük kurum kültürleri bazen böylesine küçük görünen insani temasların birikmesiyle oluşur.
Aksaray Üniversitesinin geleceği açısından korunması gereken değerlerden biri tam da budur. Üniversite geçmişinden ders çıkarırken geleceğine güvenle bakmalı; akademik rekabeti düşmanlığa, farklı düşünceleri ayrışmaya ve yönetim değişikliklerini kurumsal hesaplaşmaya dönüştürmemelidir. İnsanlar gelir ve gider, görevler başlar ve sona erer; fakat üniversite yaşamaya devam eder. Bu nedenle kalıcı olan kişiler değil, onların oluşturduğu kurum kültürüdür.
Bugün Aksaray Üniversitesinde hâkim olan huzurun değeri de burada ortaya çıkmaktadır. Huzur yalnızca bugünün rahatlığı değil, yarının üniversitesinin üzerine kurulabileceği manevi zemindir. Onu korumak yalnızca yöneticilerin değil; akademisyenlerin, idari personelin ve öğrencilerin ortak sorumluluğudur.
Çünkü huzur bazen büyük sözlerde değil, küçük davranışlarda yaşar. Bir insanı dinlemekte, geçmişte yapılan bir hatayı kabul etmekte, bir başarıyı kıskanmadan takdir etmekte, kırgın olduğumuz bir insana yeniden selam verebilmekte saklıdır.
Huzur aktif dinlenmenin parçası, sevginin beslendiği ve farkındalığın filizlendiği manevi atmosferdir. Huzur uğur böceğinin kanatlarında, kelebeğin ritmik dansı içindedir. Huzur geçmişin hatalarını bilgece kabul etme, helalleşmenin cennet bahçesidir.
Ve belki bir üniversitenin ulaşabileceği en güzel kurumsal olgunluk, bütün farklılıklarına rağmen mensuplarının aynı cümleyi içtenlikle söyleyebilmesidir:
Aksaray Üniversitesinde şimdi huzur hâkim.









Yorum Yazın