Modernizmin derinlemesine taşra toplumlarına girmesi, bireysel eylemleri akılcı bir temele oturtmuştur. Geleneğin dışlandığı yada figürsel özelliği ile haneler için bir cisim olarak kaldığı veya hatıraların örnek temelli anlatılmasında sağlam bir kurgu olarak yansıtılması ile modernliğin güçlü psikolojik etkisi geçmişi etkisizleştirir. Geçmişin yörüngesinden kopmak, güncelin karadeliğinde yok olmak anlamındadır. Sadece maddeye sahip olmak isteyen, ibadeti de madde sahipliği için reklam yada nedeni olarak algılayan yeni şuur, hissiz ve diğergamsız nesil üretir. Modernizin taşradaki işlevi pratik olarak budur.
Bir şehirden taşraya göç ettiğinizde akraba ve arkadaşlarınız şu soruyu sorar. Evin, araban varmı? Ne zaman emekli oluyorsun? Gündelik hayatın taşradaki şeması budur. Ev ve araba kazancınızın gücü yanı sıra tasarruf potansiyeliniz ve bu iki nesne dışında başka şeylere yatırım yapıp yapmadığınızın da öncül ipuçlarını verir. Emekli olma süreside peşinde epey anlam saklar. Bulunduğun meslekteki çalışma süren ile gelecek tasarımların hakkında ciddi bilgiler ortaya çıkartır.
Aslında iman kavramı bu sorular ile incitilmiştir. Modern yaşantının kapitalist argümanlar ile kuşatılmış birey ve toplumdan İslam ile ilgili sorular beklemek hayaldir. İmajın aydınlattığı bu çağda, Kur’an ve Sünnet anlamında halkın bakımsızlığı gün yüzüne çıkar. Evin araban varmı? Zihnin materyalist egoya hapsolması, statik gerçekliğin kabulü, gelecek tasarımlarını da derinden yaralar. İnsani ilişkilerindeki İslami estiğin kaybolması, İslami bilincin varsa fetva standardını geçmemesi, gelecekte yaşanacak İslami ve insani kalitenin nasıl olacağı ile ilgili deliller ortaya koyar.
Taşrada modernizm ve ardılı postmodern gençlik yaşadığı İslam’ın Protestan kodları ile, din tebliğ ve anlamlı yaşam biçiminden dışarı çıkarak, teknolojik bir din halini alır. Teknolojinin mekanik kurgusu, ruhu ve işlevi insanın davranış politikalarına yansır. Din kaynaklı iyilik, duyarlılık, ötekini düşünme ve merhamet birkaç kişinin gündemini aşmayan bir alanda yaşar. Modern ideolojiler ve siyasal bilgi, dinin siyasal işlevinin yavan tadı ile karşımıza çıkar. Bulaşıcı yaşam ağları, her evde, cadde, mahalle ve şehirde tekrarın sonsuzluğunda, yıllık moda dokunuşları ile küçük şekil değişikliği her kes birbirine benzer. Düşünceler, tutum ve davranışlar aynılaşır. Aynıyı anlamak ve yönetmek kolaydır. Tek tipleşen insan yapısı, jeopolitik uzmanlar için kolay bir lokmadır. Ürün satmak isteyen firma ve siyasetçiler içinde…
Aynılaşan toplumun sınırlı düşünce yapısı ve ilgi dağarcığı gelecek açısından kör bir toplumun doğmasına yol açar. Görünürde bilgi çağının içinde, güncel ve gelecek açısından çözümlenmesi gereken maddi ve manevi sorunlar, sadece kavrama basamağında kalır. Eylem için gerekli olan örgütlenme ve sonuca varma süreçleri aktif hale gelemez. İnsanlar sadece günümüzün iş ve eğlence dünyasının kalıpları içinde yol bulabilir. Bu navigasyon sistemi hayatı kolaylaştırır, akıcı hale getirir. Modern ve postmodern hayatın sınırlılığı; insanların film, bilgisayar oyunları, cep telefonu ile kutsallaşan, soru sormayı ve sorgulamayı unutan, fikirleri bu tektiplik içinde şekillenen insanlık, alternatif hayat ve projelerin, iyilik mücadelesini veremez hale gelir.
Avrupa merkezli eğitim, hukuk, ekonomi, siyasal, etik ve kültürel davranış ve kurumsal teşkilatlanma, dünyanın yaşadığı krizin ölçü birimidir. Değerlerin ve sanatın bu kulvarın dışına çıkmaması, tarihsel birikimin standartının Avrupa merkezli olması, toplumun bu kıskacı aşmasını engelleyen cazip modern devlet yapılanması, kendini gerçekleştirme ve yeni değerler ortaya çıkartma çabalarını engeller. İslami mekân tasarımı, insan hakları, İslam’ın ekonomiye katacağı yenilikler, ahlaki yükselişe yönelik çabalar Avrupa merkezli felsefenin içinde nefes dahi alamaz. Sırf İslam değil, budist, hindu ve kabile dinlerinin modern topluma söz söyleme hakkı yoktur. Düşüncenin alternatif üretme kapasitesinin tektüze mihvalde yolculuğu, en marjinal sorundan, gündelik hayatın ürettiği standart sorunların dahi çözümlenmesini engeller.
Yani büyük bir gök taşının dünyaya çarpmasını engellemek için, günümüzde pek fazla alternatif yoktur. Çünkü batı merkezli bilim, teknoloji ve düşünme biçimleri, zengin repertuara sahip önlem almamızı, ya da göktaşının dünyaya çarpmadan ortadan kaldırmamızı imkân vermez. Şuanki bilimin neredeyse tamamı batı merkezli bilim dünyasının inşa ettiği formül ve formattan müteşekkildir. Peki tüm insanlığı ilgilendiren bu tarz sorunlarda bilimsel hegomanyanın, akıl tutulmasına yol açan çaresizliğinin sorumlusu kimdir? Daha basit bir örnek. Psikoloji ve psikiyatri bilimin bu kadar gelişmesine, toplumların organize olma becerisinin zirve yaptığı söylenen bir dünyada neden her gün binlerce insan intihar etmekte veya uyuşturucu bağımlısı olmaktadır. Yada trafik karmaşası… Güncel sorunları engelleyemeyen veya çözemeyen batı bilimi, yeni doğacak çocukları hangi hakla alternatifsiz bir dünyaya doğma hakkını kendinde buluyor. İslami bilimin alternatif üretecek potansiyeli hangi hakla gelişmesi engelleniyor.
Sorun alternatifi üretme, yayma ve geliştirme hakkımızın elimizden alınmasır.










Yorum Yazın